Çocuklarda kekemelik fark edildiğinde ne yapılmalı?

Çocuklarının konuşmasında akıcısızlık ve kekemelik başladığında aileler ne yapmalı konusunu Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Sümeyra Öztürk’e sorduk.

“Çocuklar 2 – 4 yaş evresinde çok hızlı bir dil gelişim evresinden geçer ve bu dönemde çocukların bir kısmı konuşma esnasında normal akıcısızlıklar sergiler. Bu akıcısızlıklar, “çocukluk çağı kekemeliği” olarak adlandırılır ve her dört çocuktan birinde görülür. Kekemelikte takılmaların tipi ve türü çok önemlidir, cümle revizyonları, basit sözcük ve hece tekrarları, hımm, şeyy, ee gibi akıcısızlıklar dil gelişiminin ilk evresinde normaldir. Takılmaların şiddeti düşük, sıklığı azdır ve genellikle çocuk takıldığının farkında değildir” diyen Sümeyra Öztürk kekemeliğin ilerlemesi ve form değiştirmesi konusunda ailelere uyarılarda bulunuyor.

Uzm. Dil ve Konuşma Terapisti Sümeyra Öztürk: “Konuşmada blok ve uzatmaların görüldüğü takılmalar kekemeliğin ilerlediğini ve form değiştirdiğini gösterir.

Çocuğun konuşmasında kekelemeler görülmeye başlandığı anda ailelerin zaman kaybetmeden kekemeliğin değerlendirmesi için konuşma terapistine başvurması gerekiyor. Değerlendirme sırasında kekemeliğin kalıcı olmasına neden olacak risk faktörleri var mı diye araştırılır. Eğer yoksa, ailenin konuşma terapisti takibinde 6 ay ile 1 yıl beklemesi istenirve bu süreç içinde takılmalar kendiliğinden geçmezse direk terapiye başlanır. Aileler normal olmayan takılmalar konusunda bilgi sahibi olmalı ve kendiliğinden geçmesini bekleyerek vakit kaybetmemelidir.”

Bekleme sürecinde ailelerin dikkatli olması gerekiyor.

Bu süreçte ebeveynlerin, kardeşlerin ve çevredekilerin tutum ve davranışlarının çok önemli olduğunu belirten Sümeyra Öztürk “Kesinlikle çocuğa ters giden bir şeyler olduğu hissettirilmemeli ve çocuğun takılmaları görmezden gelinmelidir. Çocuk fark ettiğinde engelleme davranışı gösterir, bu da takılmaların şiddetini ve sıklığını artırabilir. Ben konuşamıyorum ya da anlatamıyorum gibi tepkiler vererek içine kapanabilir.” Ayrıca konuşması normalden hızlı olan anne ve babaların yavaş konuşmaya yönelik teknikleri öğrenmesi gerektiğini belirten Sümeyra Öztürk, nefes koordinasyonu ve sakin konuşmanın çocuklar üzerindeki etkisinin önemli olduğunu vurguluyor.

“Aileler çocuklarıyla yavaş, sakin ve telaşsız bir şekilde sık sık duraklayarak konuşmalıdır. Cümle başlarında ve uzun cümlelerin ortasında nefes almak yavaşlamaya yardımcı olur. Çocuklar konuşmasını tamamladıktan sonra ve konuşmaya başlamadan önce mutlaka birkaç saniye beklenilmelidir.”

Bazı çocuklarda hiç beklenilmeden terapiyebaşlamak gerekir.

“Çocukların bir kısmındaterapiye ihtiyaç duymadan zaman içinde kekemelik kaybolurken, bazı çocuklarda ise beklenmeden kekemeliğin kronik hale gelme ihtimalini önlemek için direk müdahale edilir. Buna karar verirken öncelikle süreye bakılır. Tedavi kekemeliğin başlangıcından sonra 6 ay, 1 yıl içinde, özellikle de okul öncesi dönemde başlamalıdır. Tedaviye ne kadar geç başlanırsa etkisi de o kadar az olur. Yapılan araştırmalarda kekemeliğin başlangıcından sonra bir yıl içinde kendiliğinden iyileşmeyen çocukların bu süreden sonra doğal olarak iyileşme oranınınçok az olduğunu göstermektedir.”

Aileler başlangıçta çocuğa kekelediğini fark ettirmemelidir.

Çocuğunun kekelediğini fark eden ailelerin başlangıçta hiçbir şey yokmuş gibi davranmaları gerektiğini belirten Sümeyra Öztürk, “Bu noktada çok önemli bir ayrım var. Kekemeliğin yeni başladığı ilk 6 ay ve 1 senelik kısımda ebeveynler kesinlikle çocuğa ters giden bir şeyler olduğunu fark ettirmemeli. Çünkü çocuk fark etmezse takılmaları önlemeye çalışmaz ve takılmaların kendiliğinden iyileşme oranı artar. Ancak bu dönemden sonra ebeveynlerin takılmalar yokmuş gibi davranması doğru değildir. Çocuğunterapisürecine başlamasıyla birlikte, eğer henüz farkında değilse farkındalık kazanmasına yönelik çalışmalar yapılır. Çünkü çocuk akıcı ve akıcı olmayan konuşmayı ayırt edemezse kendi konuşmasındaki takılmaları kontrol altına alarak daha akıcı konuşma sağlayamaz. Diğer bir önemli unsur da takılmalar yüzünden çocuk kendi içinde sorun yaşarken ailesinin hiçbir şey yokmuş gibi durumu görmezden gelmesi çocuğa kendisini kötü hissettirebilir. Benim sorunumla ilgilenmiyorlar diye düşünerek çocuk içine kapanarak yalnızlaşabilir.”

Terapi sürecinde ebeveynlere ne yapmaları gerektiği konusunda destek verilir.

Kekemeliğin kendiliğinden geçmediği durumlarda, ebeveynlerin çocuklara karşı açık olmaları gerektiğini belirten Sümeyra Öztürk “Diğer konuları konuştukları gibi bu sorunu da çocuklarla net bir şekilde konuşmaları gerekir. Tabii sözcük seçimine dikkat edilmelidir. Çocuk kekemelik kelimesini kullanmadan ebeveynler bu kelimeyi kullanmamalı, “Konuşmanda zorluk yaşaman”, “bazı sözcüklerin ağzından zor çıkması” gibi ifadeler kullanmaya özen gösterilmelidir. Böylece çocuk okulda dışlanma ya da alay edilme gibi bir sorun yaşarsa bunu gelip ailesine rahatlıkla anlatabilir, onlar da gerekli önlemleri alabilir. Zaten terapi sürecinde ebeveynlere de bu konuda destek verip yol gösteriliyor.”

Çocuğun cümleleri tamamlanmamalıdır.

“Çocuk konuşma esnasında takıldığında “yavaşla”, “nefes al” ya da “sakin konuş” gibi ifadeler kullanılmamalıdır. Bu tarz ifadeler o esnada konuşmadaki takılmalara odaklanıldığı için çocuğun daha fazla gerilip panik yapmasına neden olacaktır ve sonuç olarak konuşmasındaki takılmalar azalmaktan çok artacaktır. Bu noktada ebeveynlerin nelere dikkat etmesi gerektiğini anlatmakta fayda var. Çocuğun akıcılığının şekillendirilmesi ve kekemeliğinin giderilmesinde ebeveynlerin bilinçli davranması çok önemlidir. Dil ve konuşma terapistleri ebeveynlerin kekemelik terapisi boyunca çocuklarına nasıl davranmaları ve yaklaşmaları gerektiği konusunda bilgi verir.”

Kekemelik tedavisi sürecindeebeveynlere önemli görevler düşüyor.

Ailelerin çocuğun psikolojisini koruyabilir.

Son olarak Uzman Sümeyra Öztürk ailelere şu öneride bulunuyor: “Bu süreçte çocuğun özgüvenini korumak çok önemli. Kekemeliğin psikolojik etkilerini kontrol altına almak gerekir. Çünkü kekemelik kişinin hayatını olumsuz yönde etkileyen bir sorundur. Örneğin yine takılırım korkusu konuşmaktan çekinmeye, belli sözcükve seslerden kaçınmaya neden olabilir. Diğer çocuklar alay ediyor olabilir. Çocuk bunu söylemeyerek içselleştirebilir. Aileler öğretmenle sürekli iletişimde olmalı ve çocuğunu da bu tarz durumları gizlemeyerek paylaşması için cesaretlendirmelidir.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir